Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım ...
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.
İnsanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın..
-Cahit Külebi-
9/8/10
7/12/10
Pazartesi ve Sendrom
Benim icin Pazartesi sudur:Yatakta yatip, birsey yapmayacagini bile bile erkenden kalkip, telefona bakip, mutlu olmaktir.
Sendrome, zamanin yavas yavas gecmesi, istenilen saate uzak olmasini dusundugun anda kafana vuracak olan kurektir...
7/1/10
Yeni, yine, yeniden....
Yoruldum
Tasindim...
Herseyi indirdim, koydum once buyuk bir araca...
Bilgisayarim en oncelikli seydi tasidiklarim arasinda...
Zordu tasimasi, icim acirdi birsey olsaydi ona...
Degerinden veya hatirasindan degil... Hani onlarin hicbiri de yok degil de...
Ne bileyim...
Bilen bilir aramdaki bagi onunla olan, zordu iste..
Zar zor tasidim zaten. Dokunmadi bile kimse...
Izin vermek mi? Asla!
Ben goturdum, ben soktum, ben taktim..
Bir de Televizyon...
Yorgana sardim onu, onune yastigimi koydum...
Birsey olmasin diye sadece...
Arkasindan da destek guzelce!
Ustune devirelecek olan tahtalari umursamadan tasidim onu ben..
Cizildi mi? Cizildi..
Ekran mi? Hayir... Sadece arkasi... Cok az o da...
Simdi yeniden basladim ya hani ben herseye..
Okula, ise, yeni eve, yeni hayata, yeni sevgiye...
Hani biraktim ya herseyi baska bir yerde...
Rahatim su anda...
Ayni esyalarla, herseyle.. Yeniden...
Cok andim adi gecenleri o evde...
Babami, abimleri, annemle tasisak bile evi, arada da annemi...
Cok sey biraktim aslinda geride...
Biraz yine benden serpistirdim uzerine biraktiklarimin cok kalmis gibi...
Yanimda olanlardan birsey hissetmesem de Serkan abime bir iki cift lafim olacak:
O kadar sey tasidim, o kadar malzeme indirip o kadar sey kutuladim ben kutulara...
O kadar cok sey birakmissin ki geriye, o kadar zorlandim ki be adam atsana onlari...
Okudugun okuldan kitap var yahu... Kim ne yapsin onu? :)
Yahu sen ki hic beni sasirtmaktan usanmayan babam, yine nasil dusundun de astin o tablolari?
Yine nasil yatirdin beni ters koseye?
Eminim hepsini civilemeden asardin da malzeme kalmamis elinde belli ki..
Serdar abimle anneme tesekkurler dilemekle beraber burda afise etmek isterim ki annemin eski ev tasima hunerleri kalmamis :)
Yok cok onceleri cok guzel yerlestiren kadin, ben kizicam diye bile olsa yapamadi ama yine iyi kotardik herseyi ikimiz... Hadi ben tas kalpli adam, soguk, kati sahsiyet... sen nasil uzuldun kim bilir cikarken oradan...
Tasindim ben, yeni bir hayata adim attim herseyimle..
Odamla, yatagimla, bilgisayarimla, esyalarimla, sevgimle...
...ama....
"En cok aklimin nakliyesiydi tasiyicilari yoran...."
Tasindim...
Herseyi indirdim, koydum once buyuk bir araca...
Bilgisayarim en oncelikli seydi tasidiklarim arasinda...
Zordu tasimasi, icim acirdi birsey olsaydi ona...
Degerinden veya hatirasindan degil... Hani onlarin hicbiri de yok degil de...
Ne bileyim...
Bilen bilir aramdaki bagi onunla olan, zordu iste..
Zar zor tasidim zaten. Dokunmadi bile kimse...
Izin vermek mi? Asla!
Ben goturdum, ben soktum, ben taktim..
Bir de Televizyon...
Yorgana sardim onu, onune yastigimi koydum...
Birsey olmasin diye sadece...
Arkasindan da destek guzelce!
Ustune devirelecek olan tahtalari umursamadan tasidim onu ben..
Cizildi mi? Cizildi..
Ekran mi? Hayir... Sadece arkasi... Cok az o da...
Simdi yeniden basladim ya hani ben herseye..
Okula, ise, yeni eve, yeni hayata, yeni sevgiye...
Hani biraktim ya herseyi baska bir yerde...
Rahatim su anda...
Ayni esyalarla, herseyle.. Yeniden...
Cok andim adi gecenleri o evde...
Babami, abimleri, annemle tasisak bile evi, arada da annemi...
Cok sey biraktim aslinda geride...
Biraz yine benden serpistirdim uzerine biraktiklarimin cok kalmis gibi...
Yanimda olanlardan birsey hissetmesem de Serkan abime bir iki cift lafim olacak:
O kadar sey tasidim, o kadar malzeme indirip o kadar sey kutuladim ben kutulara...
O kadar cok sey birakmissin ki geriye, o kadar zorlandim ki be adam atsana onlari...
Okudugun okuldan kitap var yahu... Kim ne yapsin onu? :)
Yahu sen ki hic beni sasirtmaktan usanmayan babam, yine nasil dusundun de astin o tablolari?
Yine nasil yatirdin beni ters koseye?
Eminim hepsini civilemeden asardin da malzeme kalmamis elinde belli ki..
Serdar abimle anneme tesekkurler dilemekle beraber burda afise etmek isterim ki annemin eski ev tasima hunerleri kalmamis :)
Yok cok onceleri cok guzel yerlestiren kadin, ben kizicam diye bile olsa yapamadi ama yine iyi kotardik herseyi ikimiz... Hadi ben tas kalpli adam, soguk, kati sahsiyet... sen nasil uzuldun kim bilir cikarken oradan...
Tasindim ben, yeni bir hayata adim attim herseyimle..
Odamla, yatagimla, bilgisayarimla, esyalarimla, sevgimle...
...ama....
"En cok aklimin nakliyesiydi tasiyicilari yoran...."
5/8/10
. . .
Söylediklerimden çok sustuklarımda saklıyım..
Ve gizlediklerimde gizliyim..
Beni anlamak için;
Konuştuklarımdan çok
Sustuklarıma kulak verin..
Aklım sukütu sever benim..
Çünkü çok ağır ödeştik biz hayatla..
Ben sonu olmayan çok yollardan geçtim..
Üç Noktalar Koymaz Bana...
Ve gizlediklerimde gizliyim..
Beni anlamak için;
Konuştuklarımdan çok
Sustuklarıma kulak verin..
Aklım sukütu sever benim..
Çünkü çok ağır ödeştik biz hayatla..
Ben sonu olmayan çok yollardan geçtim..
Üç Noktalar Koymaz Bana...
5/3/10
Bad Guy
Biliyorum...
Cok derinde bir yerde icim yaniyor.
Hatta patlamalar oluyor, dumanlari goklere kadar yukseliyor.
Biliyorum...
Icimden birseyler parcalaniyor.
Altust olmus evrenler gibi ses cikariyor
Biliyorum...
Aciyor bir yerler
Oyle aciyor ki bayiliyorum bir yerlerde...
Icimde olanlari biliyorum...
Bir de hissedebilseydim, o zaman cok iyi biri olabilirdim heralde..
Cok derinde bir yerde icim yaniyor.
Hatta patlamalar oluyor, dumanlari goklere kadar yukseliyor.
Biliyorum...
Icimden birseyler parcalaniyor.
Altust olmus evrenler gibi ses cikariyor
Biliyorum...
Aciyor bir yerler
Oyle aciyor ki bayiliyorum bir yerlerde...
Icimde olanlari biliyorum...
Bir de hissedebilseydim, o zaman cok iyi biri olabilirdim heralde..
4/21/10
...
Bir sarki ufledi kulagima.
Izlerini birakti sol tarafimda...
Bir yalnizlik kokladim bugun ben havada.
O kadardi ki beni bile farketmedi...
Bir yazi dokundu gozlerime...
Cekti aldi maviligimi...
Artik...
Benim tadim kalmadi....
Izlerini birakti sol tarafimda...
Bir yalnizlik kokladim bugun ben havada.
O kadardi ki beni bile farketmedi...
Bir yazi dokundu gozlerime...
Cekti aldi maviligimi...
Artik...
Benim tadim kalmadi....
4/15/10
One hand in pocket!
...What it all comes down to my friends
Is that everything's just fine fine fine
I've got one hand in my pocket
And the other one is hailing a taxicab...
2/28/10
Boombastik...
Hani bir de bildiklerini bilmemis gibi yapmak zorunda kaliyorsun ya.
O zaman soyle arkana yaslaniyorsun koltugunda.
Yuzunde hafif bir tebessum, gogus kafesinde bir tutam aci.
"hihh" diye guluyorsun soyle sadece...
Camdan bakiyorsun...
Ne hatirliyorsun o telefonu, ne hatirlamiyorsun...
Gerisi kocamaaaan bir yalan...
Bazen hersey icin...
Bazen sevgin icin...
Bazen kendin icin...
Aklindan suphe edenler olsa bile...
Dusuncelerini mantiksiz bulanlar olsa bile...
Soylediginde yalanlayacak olsalar bile...
Hani bir de bildiklerini bilmemis gibi yapmak zorunda kaliyorsun ya...
Rumi'nin kendisini getirsem ne olur ki?
Takili kalan plak...
Takintilar.
Takili kalmalar.
Agirliklar, hafiflikler.
Hepsi bir parcasi olsa da hayatin garip bir sekilde isliyorlar insanlara gore.
Sebebini arastirmak veya bir isleme oturtmak icin cok bilinmeyen var etrafta.
Uymayacagi icin bilinmesi biraz daha zor oluyor bunlari.
Tabi ki tanimadiginiz surece karsidakini.
Ask bir yonde isliyor bu mantikta arkadaslik bir yonde.
Ortasini bulmak bir hastaligin ilaci gibi bunye icin.
Her ilacin yan etkisi oldugunu bilmek, onun olmamasini istemek gayet mantiksiz gelse de, utopik dusunceler insanlarin kendinden kacmasini hatta karsi tarafi kacirtmasi icin bile sebep oluyor.
Son zamanlardaki okudugum, ki guvendigim referanslara gore, kisisel egitim kitaplarinin bir birinin aynisi oldugunu gormek sasirtti aslinda. Demek ki bekledigim 'hayatin sirri'ni bulan insanlarin okuduklarini okuyup, anladiklarini anlayamamak degilmis. Bekledigim onlar gibi gorebilmekmis...
Su anda o kitaplara aslinda icindeki yazilanlara gore "modern din" demeyi tercih ediyorum.
Allah'in gucunu din kitaplarindan alip, kendine vermek ve "eger SEN istersen" demek bundan oteye gidemiyor.
Iste demek ki anladigimla anlatilanlar uyusmuyor bir yerde ki dusunceler ters gelebiliyor.
Ayni mantiksizligin burada da oldugunu dusunmuyor degilim.
Mantiksiz birsey. Cok kabaca ornek verirsenm "eger sen istersen" ornegine;
"Ben Ferrari kullanacagim" diye gezersek ortada, ki ne kadar maddi olsa da, herkesin hedefine ulasilmasi beklenmiyor degil mi? Tabiki beklenmiyor. Matematik ve istatistik denilen olaylar karsina cikar cunku.
Yazarlar cok akilli. Cok...
Vurduklari yerler o yuzden maddiyattan ote maneviyat. "Eger sen istersen" diye baslayip "... mutlu olabilirsin" diyorlar. Demek ki bu sen eger Toyota da kullaniyorsan "mutlusun"...
Mutluluk...
Ne garip kelime gercekten. Herseyden mutlu olabilen var. Oyle gibta ediyorum ki bazen. Cidden...
Mantiksizliginla mutlu olabilmek bir ilim aslinda. Olabilmeli insan boyle. Gercek diyorum. Kitaplarda yazilanlar beni etmese de edenlerin oldugunu bilmek guzel. Sadece bana gore degil.
Melankolikligimin disinda rasyonel bir yapiya sahip, oleni de mantikla karsilayan, gidene de hak vermeye calisan, ama camasirlarin makinada kalmasina sinir yapabilen, hatta aski bile denkleme dokmeye calisip cozmeye calisan bir kisilik olursaniz, sizin de isiniz zor.
"Zorluk mu? Yaparim... " diye kendinizi de avuttabilirseniz, buyrun bakalim size birinci sinif filozof adayi, asi genclik... Ha ben yapamiyorum, ayri bir konu.
Eskinin yukunu tasimak daha da zor aslinda bunlarin arasinda. Simdi bir formul ariyorsunuz sizi rahatlatacak.
Bakip bulamadiginizda afedersiniz kicinizdan bir formul uydurup durum ve vaziyete, onu cozmeye calisiyorsunuz.
"umitlenmek" burada garip bir anlam kazanmiyor mu sizce de?
Kendi uydurabildiginiz imkansiz ve cok bilinmeyenli formulu tek hamle de cozebilek? Ugras vermek buna?
Bakin mantiginiz ne kadar isliyor bilmiyorum ben ama bu kendini kandirmaktan oteye birsey degildir.
Yapmiyor muyum? Yapiyorum, ayri bir konu.
Eskiyen pantolonunuzu nasil atabiliyorsaniz cope, hersey oyle olabilmeli bence hayatta.
Hayatiniz mi eskidi? Aticaksin kenara, gidip yenisine bakicaksin.
Bakis acin mi eskiyor? Aticaksin bir kenara, gidip yeniden bakicaksin olanlara.
Yaklasimlarin eskisi gibi calismiyor mu? At kenara, farkli bir yaklas olaya...
Aslinda buna adapte olmak denilebilinir bir nebze.
Adapte olunacak yer, olunmasi gereken yerle olcusmeli ama zihninizde.
Mantik olmali yine de.
Aglayarak, sizlayarak yaklastigin sonuc vermiyorsa kizarak, bagirarak yaklasacaksin.
Olmuyor mu? Degistir hemen...
Tepki vermemeyi dene mesela...
Ha olmadi mi? Birakmayi dene...
Hala mi basarisizsin? Dondurma almayi dene mesela?
Mutlu edebilir seni... ha tabi sacmalamak gerekiyordu degil mi?
O zaman akillanmayi dene biraz? Olmuyorsa ne yapacaksin mesela?
Her zaman ornekler var hayatta...
Olanini bulacaksin...
Senin yaptiklarin yetmiyorsa, yaptiklarinin haddine deger birsey bulmalisin...
Bulabilenler de var. Hatta elinin altinda olupta onu itenlerin geri donmeleri bile dogru olabiliyor bu durumlarda.
Yapmadim, bilmiyorum... Gozlem sadece...
Hayatin derin sulari var. Gordum bunu ama ben. Yasadim da.
Belirli sure veriyor sana cikman icin o sudan. Hizli ciktiginda vurgun yiyorsun, dibe indiginde onunu goremiyorsun. Gitme hissi herseyden agir basiyor kalma hissinden oldugun yerde.
Ya assagiya, ya yukariya...
Durum bundan ibaret saniyorsun bazen.
Farkli yaklasimlari dusunmeden ikisinin arasinda kalmanin agirligi bastiriyor gogus kafesine.
Daraldikca daraliyorsun.
Durup dusunemezsen eger iki dakika kendinle bas basa, vakit ayiramiyorsan eger suyun sesine hatta rengine, orada olmaktan bile heyecanin da yoksa eger, islandigini bir sayip secim yapmak zorunda oldugunu iki saydiktan sonra isyankar tavirlarla cabaliyorsan, olmaz.
Dusundugunde anlayacaksin ki yalnizsin okyanusta.
Sadece yukarisi ve assagisindan daha cok on, arka, sag, sol ve hatta yerinden kipirdamama gibi seceneginde var. Birak okyanus isini yapsin, kaldirsin seni akintisiyla, indirsin seni isterse basinciyla... Sen birakmalisin ki kendini ona, barismalisin onunla.
Ne demek savasmak onunla? Sen kimsin ki?
Ha diyorsan ki "Eger ben istersem, cikarim suyun uzerine"
Cikarsin cikmasina da beyninde olan odemle hayatini bir pipetin ucundan yedigin proteinle devam etmek zorunda kalirsin.
Birak oysa kendini... Bogulacak misin? Yahu olsun varsin, nedir ki?
Suren senin hayatin suyun altinda. Cikmak istersen de birden cikamiyorsun, dibe de inemiyorsun aksi gibi.
Ikisi de tehlikeli oldugu gibi umursadigin cikamamak, inememek degil oysa....
Modern Monte Cristo Kontu "Ezel" disizindeki gibi olacak biraz ama "Bazen birsey yapmamak en iyisidir"
Modernize olmak bu mudur acaba? Genis dusunmek filan?
Hani swinger'lar filan var. Boyle karisi kocasi bir ciftle sevisiyor filan, filme alip izliyorlar, hey hey hey mutlu oluyorlar, belirli gunlerde filan bulusup tekrarliyor. Bak iki kisiden dort kisiye bile cikariyorlar romantizmi, aski, sevismenin degerini...
Anlamadim hadi onlari da genis dusunmeyi hep batili dusunmek kabul ediyoruz aslinda. gelebildigim kadar batidayim, hala mi sig dusunuyorum bilmiyorum...
Gerci bundan batisi, Kaliforniya var ama cok da degismem sanirim 6 saatlik yolculukta gunesin ters yonune.
Demek ki batiyla alakasi yok bunun.
Ha denilen kitaplari da okudum ben, yok anam yine degismiyor bu genislik.
Ha dersen sen sutten cikmis ak kasik misin? Alakam olmadigini bilen mutlaka biliyordur sutle, kasikla filan...
Ben sadece yuklerimi bir ayakkabi kutusunda saklamiyorum sanirim.
Agirligini o gecmisin sirtimda tasimaktan hoslanmiyorum adeta. Yavasladigimi dusunuyorum bir yere gitmesem bile. Hani olur da gideceksem de engel olur diyorum, korkuyorum onlardan.
Sebesiz bir korku bu. Korkmamam gerektigini, onlarla barismam gerektigini bildigim halde birakiyorum olduklari yere. En azindan deniyorum diyelim, her zaman da basarili olamiyor insan.
Aldatilmanin takilmisligini bir baska aldatmalardan cikarmak ne kadar guc.
Bilmek ustelik kendini, daha bir aci.
Okuyanlar vardir mutalaka Victor Hugo'dan alintiyi... "Kendini bilmek ne korkunc"
Korkunc... Cok hemde...
Onune gecememek onun dusunulemeyen bir sonraki evresidir mutlaka.
En acisi da nedir biliyor musunuz?
Herseyi bir kenara birakip, butun eskilerinizi degistirip, hayatinizi nadasa biraktintan sonra butun bunlarin aksini inandiran kisinin karsiniza cikmasi. Oyle farkli bakmasi hayata, icine cekmesi sizi... Cok farkli hissetmeniz. Gozleriniz acilmis kopek yavrusnun ilk adimlarini atmasi gibi heyecaniniz...
Herseye asi olan tavrinizin yumusamasi, birakmasi kendini...
"ne isim var benim savaslarla boyalarla gozlerimde" demek...
Mutlulugu sindirmeye calisirken...
Herseyin yeniden tekrarlanmasi..
Mutlulugunuzun kursaginizda kalmasi.
Inandiklarinizdan vazgecmeye calistiktan sonra "takinti" olmayan "takinti"larinizin hemen belirip sanki orada yillardan beridir gibi davranilmasi...
Suclamayi yapmadiginiz icin suclanan oldugunuz bir hayatin karsiniza cikmasi...
En acisi da...
En kotusu de...
Her yolun sonunda, her bakis acinizda, ve hatta her hayatinizda yine de sizin olayi "anlamamak"la suclanmaniz...
Tek bakis acisinin sizin binlerce olanina defalarca indirdigi yumruga aldirmadan kalkip yeniden yeniden sizin karsiniza cikmasi...
Ne aci...
Takili kalmalar.
Agirliklar, hafiflikler.
Hepsi bir parcasi olsa da hayatin garip bir sekilde isliyorlar insanlara gore.
Sebebini arastirmak veya bir isleme oturtmak icin cok bilinmeyen var etrafta.
Uymayacagi icin bilinmesi biraz daha zor oluyor bunlari.
Tabi ki tanimadiginiz surece karsidakini.
Ask bir yonde isliyor bu mantikta arkadaslik bir yonde.
Ortasini bulmak bir hastaligin ilaci gibi bunye icin.
Her ilacin yan etkisi oldugunu bilmek, onun olmamasini istemek gayet mantiksiz gelse de, utopik dusunceler insanlarin kendinden kacmasini hatta karsi tarafi kacirtmasi icin bile sebep oluyor.
Son zamanlardaki okudugum, ki guvendigim referanslara gore, kisisel egitim kitaplarinin bir birinin aynisi oldugunu gormek sasirtti aslinda. Demek ki bekledigim 'hayatin sirri'ni bulan insanlarin okuduklarini okuyup, anladiklarini anlayamamak degilmis. Bekledigim onlar gibi gorebilmekmis...
Su anda o kitaplara aslinda icindeki yazilanlara gore "modern din" demeyi tercih ediyorum.
Allah'in gucunu din kitaplarindan alip, kendine vermek ve "eger SEN istersen" demek bundan oteye gidemiyor.
Iste demek ki anladigimla anlatilanlar uyusmuyor bir yerde ki dusunceler ters gelebiliyor.
Ayni mantiksizligin burada da oldugunu dusunmuyor degilim.
Mantiksiz birsey. Cok kabaca ornek verirsenm "eger sen istersen" ornegine;
"Ben Ferrari kullanacagim" diye gezersek ortada, ki ne kadar maddi olsa da, herkesin hedefine ulasilmasi beklenmiyor degil mi? Tabiki beklenmiyor. Matematik ve istatistik denilen olaylar karsina cikar cunku.
Yazarlar cok akilli. Cok...
Vurduklari yerler o yuzden maddiyattan ote maneviyat. "Eger sen istersen" diye baslayip "... mutlu olabilirsin" diyorlar. Demek ki bu sen eger Toyota da kullaniyorsan "mutlusun"...
Mutluluk...
Ne garip kelime gercekten. Herseyden mutlu olabilen var. Oyle gibta ediyorum ki bazen. Cidden...
Mantiksizliginla mutlu olabilmek bir ilim aslinda. Olabilmeli insan boyle. Gercek diyorum. Kitaplarda yazilanlar beni etmese de edenlerin oldugunu bilmek guzel. Sadece bana gore degil.
Melankolikligimin disinda rasyonel bir yapiya sahip, oleni de mantikla karsilayan, gidene de hak vermeye calisan, ama camasirlarin makinada kalmasina sinir yapabilen, hatta aski bile denkleme dokmeye calisip cozmeye calisan bir kisilik olursaniz, sizin de isiniz zor.
"Zorluk mu? Yaparim... " diye kendinizi de avuttabilirseniz, buyrun bakalim size birinci sinif filozof adayi, asi genclik... Ha ben yapamiyorum, ayri bir konu.
Eskinin yukunu tasimak daha da zor aslinda bunlarin arasinda. Simdi bir formul ariyorsunuz sizi rahatlatacak.
Bakip bulamadiginizda afedersiniz kicinizdan bir formul uydurup durum ve vaziyete, onu cozmeye calisiyorsunuz.
"umitlenmek" burada garip bir anlam kazanmiyor mu sizce de?
Kendi uydurabildiginiz imkansiz ve cok bilinmeyenli formulu tek hamle de cozebilek? Ugras vermek buna?
Bakin mantiginiz ne kadar isliyor bilmiyorum ben ama bu kendini kandirmaktan oteye birsey degildir.
Yapmiyor muyum? Yapiyorum, ayri bir konu.
Eskiyen pantolonunuzu nasil atabiliyorsaniz cope, hersey oyle olabilmeli bence hayatta.
Hayatiniz mi eskidi? Aticaksin kenara, gidip yenisine bakicaksin.
Bakis acin mi eskiyor? Aticaksin bir kenara, gidip yeniden bakicaksin olanlara.
Yaklasimlarin eskisi gibi calismiyor mu? At kenara, farkli bir yaklas olaya...
Aslinda buna adapte olmak denilebilinir bir nebze.
Adapte olunacak yer, olunmasi gereken yerle olcusmeli ama zihninizde.
Mantik olmali yine de.
Aglayarak, sizlayarak yaklastigin sonuc vermiyorsa kizarak, bagirarak yaklasacaksin.
Olmuyor mu? Degistir hemen...
Tepki vermemeyi dene mesela...
Ha olmadi mi? Birakmayi dene...
Hala mi basarisizsin? Dondurma almayi dene mesela?
Mutlu edebilir seni... ha tabi sacmalamak gerekiyordu degil mi?
O zaman akillanmayi dene biraz? Olmuyorsa ne yapacaksin mesela?
Her zaman ornekler var hayatta...
Olanini bulacaksin...
Senin yaptiklarin yetmiyorsa, yaptiklarinin haddine deger birsey bulmalisin...
Bulabilenler de var. Hatta elinin altinda olupta onu itenlerin geri donmeleri bile dogru olabiliyor bu durumlarda.
Yapmadim, bilmiyorum... Gozlem sadece...
Hayatin derin sulari var. Gordum bunu ama ben. Yasadim da.
Belirli sure veriyor sana cikman icin o sudan. Hizli ciktiginda vurgun yiyorsun, dibe indiginde onunu goremiyorsun. Gitme hissi herseyden agir basiyor kalma hissinden oldugun yerde.
Ya assagiya, ya yukariya...
Durum bundan ibaret saniyorsun bazen.
Farkli yaklasimlari dusunmeden ikisinin arasinda kalmanin agirligi bastiriyor gogus kafesine.
Daraldikca daraliyorsun.
Durup dusunemezsen eger iki dakika kendinle bas basa, vakit ayiramiyorsan eger suyun sesine hatta rengine, orada olmaktan bile heyecanin da yoksa eger, islandigini bir sayip secim yapmak zorunda oldugunu iki saydiktan sonra isyankar tavirlarla cabaliyorsan, olmaz.
Dusundugunde anlayacaksin ki yalnizsin okyanusta.
Sadece yukarisi ve assagisindan daha cok on, arka, sag, sol ve hatta yerinden kipirdamama gibi seceneginde var. Birak okyanus isini yapsin, kaldirsin seni akintisiyla, indirsin seni isterse basinciyla... Sen birakmalisin ki kendini ona, barismalisin onunla.
Ne demek savasmak onunla? Sen kimsin ki?
Ha diyorsan ki "Eger ben istersem, cikarim suyun uzerine"
Cikarsin cikmasina da beyninde olan odemle hayatini bir pipetin ucundan yedigin proteinle devam etmek zorunda kalirsin.
Birak oysa kendini... Bogulacak misin? Yahu olsun varsin, nedir ki?
Suren senin hayatin suyun altinda. Cikmak istersen de birden cikamiyorsun, dibe de inemiyorsun aksi gibi.
Ikisi de tehlikeli oldugu gibi umursadigin cikamamak, inememek degil oysa....
Modern Monte Cristo Kontu "Ezel" disizindeki gibi olacak biraz ama "Bazen birsey yapmamak en iyisidir"
Modernize olmak bu mudur acaba? Genis dusunmek filan?
Hani swinger'lar filan var. Boyle karisi kocasi bir ciftle sevisiyor filan, filme alip izliyorlar, hey hey hey mutlu oluyorlar, belirli gunlerde filan bulusup tekrarliyor. Bak iki kisiden dort kisiye bile cikariyorlar romantizmi, aski, sevismenin degerini...
Anlamadim hadi onlari da genis dusunmeyi hep batili dusunmek kabul ediyoruz aslinda. gelebildigim kadar batidayim, hala mi sig dusunuyorum bilmiyorum...
Gerci bundan batisi, Kaliforniya var ama cok da degismem sanirim 6 saatlik yolculukta gunesin ters yonune.
Demek ki batiyla alakasi yok bunun.
Ha denilen kitaplari da okudum ben, yok anam yine degismiyor bu genislik.
Ha dersen sen sutten cikmis ak kasik misin? Alakam olmadigini bilen mutlaka biliyordur sutle, kasikla filan...
Ben sadece yuklerimi bir ayakkabi kutusunda saklamiyorum sanirim.
Agirligini o gecmisin sirtimda tasimaktan hoslanmiyorum adeta. Yavasladigimi dusunuyorum bir yere gitmesem bile. Hani olur da gideceksem de engel olur diyorum, korkuyorum onlardan.
Sebesiz bir korku bu. Korkmamam gerektigini, onlarla barismam gerektigini bildigim halde birakiyorum olduklari yere. En azindan deniyorum diyelim, her zaman da basarili olamiyor insan.
Aldatilmanin takilmisligini bir baska aldatmalardan cikarmak ne kadar guc.
Bilmek ustelik kendini, daha bir aci.
Okuyanlar vardir mutalaka Victor Hugo'dan alintiyi... "Kendini bilmek ne korkunc"
Korkunc... Cok hemde...
Onune gecememek onun dusunulemeyen bir sonraki evresidir mutlaka.
En acisi da nedir biliyor musunuz?
Herseyi bir kenara birakip, butun eskilerinizi degistirip, hayatinizi nadasa biraktintan sonra butun bunlarin aksini inandiran kisinin karsiniza cikmasi. Oyle farkli bakmasi hayata, icine cekmesi sizi... Cok farkli hissetmeniz. Gozleriniz acilmis kopek yavrusnun ilk adimlarini atmasi gibi heyecaniniz...
Herseye asi olan tavrinizin yumusamasi, birakmasi kendini...
"ne isim var benim savaslarla boyalarla gozlerimde" demek...
Mutlulugu sindirmeye calisirken...
Herseyin yeniden tekrarlanmasi..
Mutlulugunuzun kursaginizda kalmasi.
Inandiklarinizdan vazgecmeye calistiktan sonra "takinti" olmayan "takinti"larinizin hemen belirip sanki orada yillardan beridir gibi davranilmasi...
Suclamayi yapmadiginiz icin suclanan oldugunuz bir hayatin karsiniza cikmasi...
En acisi da...
En kotusu de...
Her yolun sonunda, her bakis acinizda, ve hatta her hayatinizda yine de sizin olayi "anlamamak"la suclanmaniz...
Tek bakis acisinin sizin binlerce olanina defalarca indirdigi yumruga aldirmadan kalkip yeniden yeniden sizin karsiniza cikmasi...
Ne aci...
2/27/10
Nedense... Sustum...
Dün gece seni sevdiğimi söyleyecektim
Sana ihtiyacım var diyecektim
Nedense sustum
Çünkü sen bundan korkacak kadar özgür
ve
korkup benden kaçacak kadar bencilsin....
Candan Ercetin....
Sana ihtiyacım var diyecektim
Nedense sustum
Çünkü sen bundan korkacak kadar özgür
ve
korkup benden kaçacak kadar bencilsin....
Candan Ercetin....
1/13/10
Hikaye
Celaleddin ile Semsettin'nin arasindaki bagi bilenler bilir. Kimileri der ki cinsel bir baglantidir, kimileri der ki Celaleddin, Semsettin'nin yuzunde gormustur Allahi.
Sayfalarca okumadim yazilananlari. Tasavvuf ile cok hasir nesir degilimdir.
Ama Celaleddin'nin yazdiklari...
Yazdiklarini okuyanlarin bunlari umursamayacagini dusunmekteyim.
Buyuk olmak boyle birsey sanirim.
Aralarindaki "ask" oyle birseyki, soylenenlere gore ikiside birbirinin aynasi olmus. Birbirlerini aydinlatmislar.
Semsettin gormus, gecirmis. Sindirmis bilgiyi. Kitaplardan gormemis cogu seyi.
Celaleddin ise son derece bilgili.
Kavusmuslar ve aydinlatmislar, doldurmuslar bosluklarini.
Bir uyanis hikayesi aslinda bu.
En guzel siirlerini, butun yogunluguyla Semsettin'e yazmis Celaleddin.
Ictenlikten gecilmeyen siirler, yazilar...
Cektigi aciyi dizelerden bile hissettirebilen saheser adeta her biri.
---
Zor zamanda okunulmaz bunlar. Hatirlanmazlar. Hatirlanmak istenmez bu siirler.
Giden gitmistir, hatiralarla kalinmak istemez.
Aslinda onun biraktiklaridir aydinlanmamizi saglayan degil midir?
Unutmak degildir hicbir zaman. Hatirlamaktir en ince detayina kadar.
Gelisini de, yasayisini da, gidisini de...
Semsettin gitmistir, Celaleddin kapanmistir. Kapattiginda yemek yemez, konusmaz.
Eskisi gibi degildir.
Aynasi gitmistir.
Gittigini kabullenmemistir Celaleddin.
Kabullendiginde ve kalktiginda...
Biraktiginda ve gordugunde aslinda Semsettin'i icinde yasattigini..
Nirvana'ya ulasmistir iste o zaman!
Unutmus mudur peki Semsettin'i?
Hayir... Hatta "Yandim" der gidisi icin...
Dogmustur kullerinden tekrardan...
ve o zaman Mevlana olmustur Celaleddin Rumi...
Sayfalarca okumadim yazilananlari. Tasavvuf ile cok hasir nesir degilimdir.
Ama Celaleddin'nin yazdiklari...
Yazdiklarini okuyanlarin bunlari umursamayacagini dusunmekteyim.
Buyuk olmak boyle birsey sanirim.
Aralarindaki "ask" oyle birseyki, soylenenlere gore ikiside birbirinin aynasi olmus. Birbirlerini aydinlatmislar.
Semsettin gormus, gecirmis. Sindirmis bilgiyi. Kitaplardan gormemis cogu seyi.
Celaleddin ise son derece bilgili.
Kavusmuslar ve aydinlatmislar, doldurmuslar bosluklarini.
Bir uyanis hikayesi aslinda bu.
En guzel siirlerini, butun yogunluguyla Semsettin'e yazmis Celaleddin.
Ictenlikten gecilmeyen siirler, yazilar...
Cektigi aciyi dizelerden bile hissettirebilen saheser adeta her biri.
---
Zor zamanda okunulmaz bunlar. Hatirlanmazlar. Hatirlanmak istenmez bu siirler.
Giden gitmistir, hatiralarla kalinmak istemez.
Aslinda onun biraktiklaridir aydinlanmamizi saglayan degil midir?
Unutmak degildir hicbir zaman. Hatirlamaktir en ince detayina kadar.
Gelisini de, yasayisini da, gidisini de...
Semsettin gitmistir, Celaleddin kapanmistir. Kapattiginda yemek yemez, konusmaz.
Eskisi gibi degildir.
Aynasi gitmistir.
Gittigini kabullenmemistir Celaleddin.
Kabullendiginde ve kalktiginda...
Biraktiginda ve gordugunde aslinda Semsettin'i icinde yasattigini..
Nirvana'ya ulasmistir iste o zaman!
Unutmus mudur peki Semsettin'i?
Hayir... Hatta "Yandim" der gidisi icin...
Dogmustur kullerinden tekrardan...
ve o zaman Mevlana olmustur Celaleddin Rumi...
1/12/10
Efe
Dusunuyordum hep yazayim diye bu konu hakkinda.
Yazmanin zamani geldi de geciyor anladigim kadariyla.
Koca bir yilin degerlendirmesi kuskusuz bundan daha uzun surer, surmelidir ya da...
Anlatirim da geregini goremiyorum artik her bir dosyayi acmanin kafamdaki.
Polis karakolunun en ucra koselerinde kalan. Acilip okundugunda her insana dokunacak dosyalar mutlaka...
Gerek yok acmaya artik. Sadece yeri ve zamani onemlidir.
Gelir hepsinin faili mechulu vicdan kiyilarina...
Neyse sapmasin konu...
2009 gidenlerin yili olmus.
Onu farkettim ben.
Sindirdim sonra alkollu gecelerde alinan yemek gibi.
Hani yersin, sabaha cikar ya alkolun etkisiyle.
Miden kabul etmez adeta...
O ne kadar sindiriliyorsa ben de o kadar sindirdim o dosyalari.
Tozlu raflara koydum sonra hepsini.
Orada durmalari degistirmedi olduklarini...
Gitti tek tek herkes. Baktim ben yerimde sayiyorum.
Ben de ufak degisiklikler yasiyorum aslinda.
Benim icin ufak, insanlik icin buyuk adimlar bunlar aslinda... Caktirmiyorum sadece...
Beni bir adim daha yaklastiracak degisimler bunlar.
Gercege tabiki neye olacak?
Ilk defa diyorum ki 2010 sakin gecmesin. Oyle bir gecsin ki "Ne ara yahu?" dedittirsin insana.
Yogun olsun, alabildigine...
Ceza ve Sezen Aksu sarkisi gibi olsun.
Bildigi gibi gelsin.
Ben mi? 2009'da yikilmadim, 2010'da niyetim yok pek.
Hatta 2010 daha kotu, daha "yalniz", daha "anlasilmaz" ve hatta daha cok "soru isaretleri"yle gecsin...
Oyle gecsinki anlayayim nedir ne degildir.
Kotu gecsin kisaca. Neden mi? Bunca sene iyi gecsin dedik, ne oldu? Ne degistiriyor?
Saldim cayira, mevlam kayira...
Bu yildan ne istiyorum ben?
Bu yildan huzur istemiyorum. Bu yildan mutluluk istemiyorum...
Okudugum bir fikrada bile gulebiliyorsam ben hala daha...
Raki bardaganin dibini de vurabiliyorsam hala daha icerken...
Hala daha icimde varsa su kilolari kaybetme istegi...
ve bu istege uyup hayatimda ilk defa, bunun icin birsey yapiyorsam ben.
Destegin alasini, sonsuzunu gorebiliyorsam etrafimdan ben hala daha...
Maneviyat anlaminda daha ne isteyeyim ki?
Maddiyat bu yilin ana fikri.
Abes olacak ama kullanirim heralde bu sene bir Aston Martin..
Alirim demiyorum, dikkatinizi cekeyim. Zor valla o ama bes senelik kalkinma planinda bulunmaktadir kendisi.
Kotu bir yazi degil bu, asla...
Ilk defa ben, bu kadar duygusal oldum hayatimda. Gidenlerin ardindan, biraktiklarinin ardindan.
Babamin ardindan...
Ailemin ardindan...
ve ilk defa dayandi elim yere bir sure... Oncekilerden uzunca bir sure.
Daha onceleri de dayanmisti, kim bilir kac defa daha dayanacak o el yere...
Sonra vurdum dizimi de yere...
Biliyorum ki kalkacagim ben o yerden ellerim iki yana...
Dedemin lakabi gibi ayni...
"Efe" gibi...
Yazmanin zamani geldi de geciyor anladigim kadariyla.
Koca bir yilin degerlendirmesi kuskusuz bundan daha uzun surer, surmelidir ya da...
Anlatirim da geregini goremiyorum artik her bir dosyayi acmanin kafamdaki.
Polis karakolunun en ucra koselerinde kalan. Acilip okundugunda her insana dokunacak dosyalar mutlaka...
Gerek yok acmaya artik. Sadece yeri ve zamani onemlidir.
Gelir hepsinin faili mechulu vicdan kiyilarina...
Neyse sapmasin konu...
2009 gidenlerin yili olmus.
Onu farkettim ben.
Sindirdim sonra alkollu gecelerde alinan yemek gibi.
Hani yersin, sabaha cikar ya alkolun etkisiyle.
Miden kabul etmez adeta...
O ne kadar sindiriliyorsa ben de o kadar sindirdim o dosyalari.
Tozlu raflara koydum sonra hepsini.
Orada durmalari degistirmedi olduklarini...
Gitti tek tek herkes. Baktim ben yerimde sayiyorum.
Ben de ufak degisiklikler yasiyorum aslinda.
Benim icin ufak, insanlik icin buyuk adimlar bunlar aslinda... Caktirmiyorum sadece...
Beni bir adim daha yaklastiracak degisimler bunlar.
Gercege tabiki neye olacak?
Ilk defa diyorum ki 2010 sakin gecmesin. Oyle bir gecsin ki "Ne ara yahu?" dedittirsin insana.
Yogun olsun, alabildigine...
Ceza ve Sezen Aksu sarkisi gibi olsun.
Bildigi gibi gelsin.
Ben mi? 2009'da yikilmadim, 2010'da niyetim yok pek.
Hatta 2010 daha kotu, daha "yalniz", daha "anlasilmaz" ve hatta daha cok "soru isaretleri"yle gecsin...
Oyle gecsinki anlayayim nedir ne degildir.
Kotu gecsin kisaca. Neden mi? Bunca sene iyi gecsin dedik, ne oldu? Ne degistiriyor?
Saldim cayira, mevlam kayira...
Bu yildan ne istiyorum ben?
Bu yildan huzur istemiyorum. Bu yildan mutluluk istemiyorum...
Okudugum bir fikrada bile gulebiliyorsam ben hala daha...
Raki bardaganin dibini de vurabiliyorsam hala daha icerken...
Hala daha icimde varsa su kilolari kaybetme istegi...
ve bu istege uyup hayatimda ilk defa, bunun icin birsey yapiyorsam ben.
Destegin alasini, sonsuzunu gorebiliyorsam etrafimdan ben hala daha...
Maneviyat anlaminda daha ne isteyeyim ki?
Maddiyat bu yilin ana fikri.
Abes olacak ama kullanirim heralde bu sene bir Aston Martin..
Alirim demiyorum, dikkatinizi cekeyim. Zor valla o ama bes senelik kalkinma planinda bulunmaktadir kendisi.
Kotu bir yazi degil bu, asla...
Ilk defa ben, bu kadar duygusal oldum hayatimda. Gidenlerin ardindan, biraktiklarinin ardindan.
Babamin ardindan...
Ailemin ardindan...
ve ilk defa dayandi elim yere bir sure... Oncekilerden uzunca bir sure.
Daha onceleri de dayanmisti, kim bilir kac defa daha dayanacak o el yere...
Sonra vurdum dizimi de yere...
Biliyorum ki kalkacagim ben o yerden ellerim iki yana...
Dedemin lakabi gibi ayni...
"Efe" gibi...
12/18/09
Keske...
Ne zaman bir yudum alsam su alkolden aklimda bitiyorsun sen hep...
Hatirliyorum o gunlerimizi. Sen bilgisayar basinda, ben yaninda. Gece gec saate kadar yanindayim.
Aliyorum elime bir kalem, bir de sen veriyorsun oradan bir kagit.
Oturup resim ciziyorum... Cok begendin sen hep benim cizimlerimi.
O yuzden hic cizmedin sen benim okuldaki resim odevlerimi.
Yapardim zaten, biliyorsun. Sen kimyayi severdin, ben resmi. Resim der baska birsey demezdim.
Demedim de... Hala daha demiyorum.
Sen bana hani o gun dedin ya halamlarda oturuken sirtima vurupta...
"Nasil istersen onu yap oglum" diye... Ben o gun senden oyle bir guc aldim ki...
Senin verdigin o gucle, o arkamda durdugun kaya gibi guvencenle oyle bir ilerliyorum ki ben bu yolda.
Simdi bitsen yanimda gulersin sakllarinin arasindan sakince, gururla...
Onceden yolladigim resimlere bakipta anneme dermissin "benim oglum mu yapiyor bunlari tek basina?" diye...
Yardim edecektin sen oysa bana...
Yine yaptin yapacagini degil mi? Yaptirdin bana butun isleri.
Zevkle yaptim ben de aynen senin gosterdigin gibi.
Olmadiysa da bir kenari, dusundum... "burada olsaydi nasil yapardi?" diye...
Olduramadim ama elimden gelen en iyisi bu benim.
Biliyorum cok ogrenmem gerek, cok ilerlemem gerek bu yolda.
Cok seyler gorecegim daha, yeni basladik degil mi?
Bir adim ilersini dusunecegim ben hep...
O gecelerden bir geceydi yine, dukkandaydik.
Ben senin solunda, sen bilgisayarda.
Rovasata ceken bir futbolcu cizmistim ben.
Sen ona baktin... Gozlerini kamastirip bir daha baktin... "Cok guzel olmus " dedin...
Aldin onu koydun bir kenara.
Dusunmedim ben senin soyledigini hic. Yapmistim cunku ben o resmi, yine yapardim.
Aldiris etmedim.
Ertesi gun gelen yakin bir arkadasina "Su dinamiklige bak yahu" diyip cikarip gosterdin..
Gulebildim sadece. Bildigim en guzel duygu oydu cunku o zamanlar. Cok kucuktum...
Hatta bir keresinde de Sinter Seramik'te bana bir seramik getirip. "Boya istedigin gibi" dedin...
Ben de boyarken aldin elimden fircami "Bak boyle yap" dedin...
Ben ne zaman bir tablo, bir resim yapmaya kalksam hatirlarim onu...
Hala da senin gosterdigin gibi yaparim biliyor musun?
Biliyorsun tabiki...
Pisirdik sonra biz o seramigi. Sen onu cerceveletip duvarina astin.
Arkasindan pastel boyalarla yaptiklarim geldi. Onlari da cerceveletip astin duvarina.
"Nereyi cizeyim?" dedigim de o kadar basit soylerdin ki, hep daha fazlasini isterdim senden.
Oysa sen hep ayni seyi soylerdin...
"Gordugunu ciz..."
Ciziyorum simdi gorduklerimi okullarda. Oysa sen bunu bana seneler once soylemistin.
Anlamamistim onemini...
Cok ufacik seylerden zevk alirdin sen hep. Cok kucuk olsalarda, seni mutlu ederlerdi.
Cok guzelmis o duygu meger...
Hatirlar misin o zaman bizim bahcemize dolmus gelmezdi. Birakirdi uzaklarda.
Ben de cilgin cocuk, indim orada. Yuruye yuruye geldim senin yanina.
Cam agaci dikmistik. Benim diktigim bir tanesi vardi ki cok kocaman olmustu.
En son 3,5 sene once gordum, boyumu gecmisti...
Ben hatirlarim ki o gun senin yanina yuruyerek geldigimde, kovayla su tasiyip cicekleri sulamistim.
Hala hatirliyorum biliyor musun?
Biliyorsun tabiki...
Onca zaman sonra... Herseyden sonra.
Herkesten, butun olaylardan sonra.
Hatirladigim en net sey nedir biliyor musun?
Hani dedemi kaybetmistik.
Ben inmistim mezarina. Tahtalari koyup son gorevimi yapmistim ya.
Kapandiktan sonra seni aramisti gozlerim.
Agladim aglayacagim.
Oysa cenazede, ustelik bu kadar yakindan birisinin cenazesinde aglanir degil mi?
Aglayamadim ben...
Guclu olmaliydim senin gibi...
Basim dik, yenilmemis, hayata karsi duran olmaliydim...
O gun neden sana baktim biliyor musun?
Dayanamadim cunku...
Sendin benim ornegim... Sen olmadan aglayamazdim ki ben...
Gordum seni sol arkada... Bana bakiyordun... Actin kollarini sonra...
Yaklastim yanina, son adimlarda tutamasam da kendimi sarildin ya bana orada oylece.
Herkesin ortasinda, kimseyi gormeden agladim ya ben senin kollarinda hayatimda ilk defa herkesin onunde...
"Aglama, bak deden de istemezdi" dedin bana...
Istemezdi gercekten...
Hickira hickira agladim ben sen bana sarilirken...
...ama babasinin oglu. Gormesin diye kimse sildim goz yaslarimi, oyle dondum.
Simdi senin oldugun yerden cok uzaktayim.
Her hatiran, her anin kalbimde benim.
Basin dik olsun senin hep olur mu?
Dedigime bak yahu, senin zaten basin hep dikti ogullarina karsi...
Biliyordun ki, inaniyordun ki hep en iyisini yapacagimiza...
Oyle de yapiyoruz baba...
Ayri yerlerde olsak bile ayrilmadik biz hic.
Hic tam olmadik ki biz zaten. Alisigiz ayriliga.
Keske sen de bir telefon uzagimiz da olsaydin be baba...
Keske yollasaydim sana yaptiklarimi...
Keske hatirlatsaydin bana yine "anneni ara" diye...
Keske olsaydin da beraber gelseydik herseyin ustesinden.
Arasaydim seni birseyi merak ettigimde...
Keske...
Hatirliyorum o gunlerimizi. Sen bilgisayar basinda, ben yaninda. Gece gec saate kadar yanindayim.
Aliyorum elime bir kalem, bir de sen veriyorsun oradan bir kagit.
Oturup resim ciziyorum... Cok begendin sen hep benim cizimlerimi.
O yuzden hic cizmedin sen benim okuldaki resim odevlerimi.
Yapardim zaten, biliyorsun. Sen kimyayi severdin, ben resmi. Resim der baska birsey demezdim.
Demedim de... Hala daha demiyorum.
Sen bana hani o gun dedin ya halamlarda oturuken sirtima vurupta...
"Nasil istersen onu yap oglum" diye... Ben o gun senden oyle bir guc aldim ki...
Senin verdigin o gucle, o arkamda durdugun kaya gibi guvencenle oyle bir ilerliyorum ki ben bu yolda.
Simdi bitsen yanimda gulersin sakllarinin arasindan sakince, gururla...
Onceden yolladigim resimlere bakipta anneme dermissin "benim oglum mu yapiyor bunlari tek basina?" diye...
Yardim edecektin sen oysa bana...
Yine yaptin yapacagini degil mi? Yaptirdin bana butun isleri.
Zevkle yaptim ben de aynen senin gosterdigin gibi.
Olmadiysa da bir kenari, dusundum... "burada olsaydi nasil yapardi?" diye...
Olduramadim ama elimden gelen en iyisi bu benim.
Biliyorum cok ogrenmem gerek, cok ilerlemem gerek bu yolda.
Cok seyler gorecegim daha, yeni basladik degil mi?
Bir adim ilersini dusunecegim ben hep...
O gecelerden bir geceydi yine, dukkandaydik.
Ben senin solunda, sen bilgisayarda.
Rovasata ceken bir futbolcu cizmistim ben.
Sen ona baktin... Gozlerini kamastirip bir daha baktin... "Cok guzel olmus " dedin...
Aldin onu koydun bir kenara.
Dusunmedim ben senin soyledigini hic. Yapmistim cunku ben o resmi, yine yapardim.
Aldiris etmedim.
Ertesi gun gelen yakin bir arkadasina "Su dinamiklige bak yahu" diyip cikarip gosterdin..
Gulebildim sadece. Bildigim en guzel duygu oydu cunku o zamanlar. Cok kucuktum...
Hatta bir keresinde de Sinter Seramik'te bana bir seramik getirip. "Boya istedigin gibi" dedin...
Ben de boyarken aldin elimden fircami "Bak boyle yap" dedin...
Ben ne zaman bir tablo, bir resim yapmaya kalksam hatirlarim onu...
Hala da senin gosterdigin gibi yaparim biliyor musun?
Biliyorsun tabiki...
Pisirdik sonra biz o seramigi. Sen onu cerceveletip duvarina astin.
Arkasindan pastel boyalarla yaptiklarim geldi. Onlari da cerceveletip astin duvarina.
"Nereyi cizeyim?" dedigim de o kadar basit soylerdin ki, hep daha fazlasini isterdim senden.
Oysa sen hep ayni seyi soylerdin...
"Gordugunu ciz..."
Ciziyorum simdi gorduklerimi okullarda. Oysa sen bunu bana seneler once soylemistin.
Anlamamistim onemini...
Cok ufacik seylerden zevk alirdin sen hep. Cok kucuk olsalarda, seni mutlu ederlerdi.
Cok guzelmis o duygu meger...
Hatirlar misin o zaman bizim bahcemize dolmus gelmezdi. Birakirdi uzaklarda.
Ben de cilgin cocuk, indim orada. Yuruye yuruye geldim senin yanina.
Cam agaci dikmistik. Benim diktigim bir tanesi vardi ki cok kocaman olmustu.
En son 3,5 sene once gordum, boyumu gecmisti...
Ben hatirlarim ki o gun senin yanina yuruyerek geldigimde, kovayla su tasiyip cicekleri sulamistim.
Hala hatirliyorum biliyor musun?
Biliyorsun tabiki...
Onca zaman sonra... Herseyden sonra.
Herkesten, butun olaylardan sonra.
Hatirladigim en net sey nedir biliyor musun?
Hani dedemi kaybetmistik.
Ben inmistim mezarina. Tahtalari koyup son gorevimi yapmistim ya.
Kapandiktan sonra seni aramisti gozlerim.
Agladim aglayacagim.
Oysa cenazede, ustelik bu kadar yakindan birisinin cenazesinde aglanir degil mi?
Aglayamadim ben...
Guclu olmaliydim senin gibi...
Basim dik, yenilmemis, hayata karsi duran olmaliydim...
O gun neden sana baktim biliyor musun?
Dayanamadim cunku...
Sendin benim ornegim... Sen olmadan aglayamazdim ki ben...
Gordum seni sol arkada... Bana bakiyordun... Actin kollarini sonra...
Yaklastim yanina, son adimlarda tutamasam da kendimi sarildin ya bana orada oylece.
Herkesin ortasinda, kimseyi gormeden agladim ya ben senin kollarinda hayatimda ilk defa herkesin onunde...
"Aglama, bak deden de istemezdi" dedin bana...
Istemezdi gercekten...
Hickira hickira agladim ben sen bana sarilirken...
...ama babasinin oglu. Gormesin diye kimse sildim goz yaslarimi, oyle dondum.
Simdi senin oldugun yerden cok uzaktayim.
Her hatiran, her anin kalbimde benim.
Basin dik olsun senin hep olur mu?
Dedigime bak yahu, senin zaten basin hep dikti ogullarina karsi...
Biliyordun ki, inaniyordun ki hep en iyisini yapacagimiza...
Oyle de yapiyoruz baba...
Ayri yerlerde olsak bile ayrilmadik biz hic.
Hic tam olmadik ki biz zaten. Alisigiz ayriliga.
Keske sen de bir telefon uzagimiz da olsaydin be baba...
Keske yollasaydim sana yaptiklarimi...
Keske hatirlatsaydin bana yine "anneni ara" diye...
Keske olsaydin da beraber gelseydik herseyin ustesinden.
Arasaydim seni birseyi merak ettigimde...
Keske...
Subscribe to:
Posts (Atom)