Dün gördüm seni...
Yolda yürürken, kendi işime bakarken hem de. Rastgele, tombaladan çıkmış gibi!
Uzun zamandır böyle olmamıştı duygularım ve benliğim ve...ve eskisi gibi uyandın içimde.
"Fight or Flight" dürtüsünde futarsızca ne yapacağımı bilemedim... Dondum kaldım!
...
Abim yanımdaydı... Yolun ortasında durmam farklı geldi.
Ben böyle olmazdım, olamıyordum ve sorun var diye yanıma geldi:
- İyi misin?
+ ...
Biraz silkeleyerek:
- Ne oldu? İyi misin?
+ Karşıya bak
- ...
- Hâlâ mı?
+ Evet...
Hayatımda uzun zamandır unuttuğum bir dürtüye dokunmuştu sinir.
Ne kadar güzel olduğuna, seni bunca zamandır unuttuğuma ve... ve... sana dokunmuştu kalbim.
Abimin de biraz sinsi gülümsemesi ve "Çok zor kro" demesi..
Şefin öpücüğü gibiydi!
O imkansızlık duygusunun verdiği ve allaha inandıran zerafeti ile yanımızdan geçen Ferrari'nin sesine kulak vererek gözlerimi kapattım.
Ben ne zaman hayallerimden vazgeçtiğimi düşünürken yarı yoldaydık gideceğimiz yere.
Senin için nelerden vazgeçtiğimi düşündüm ama o kırmızı kokun aldı içimi.
Eve dönerken mırıldandım kendime:
This ain't no place for no better man
This ain't no place for no hero
To call home...
No comments:
Post a Comment