Hayatimin en uykusuz gunleri...
Hayatimin en yogun gunleri...
Hayatimin olmus veya olabilecek en antisosyal gunleri...
Hayatimin en stresli gunleri...
Simdi basa donup butun "gunleri" olan yerleri "geceleri" diyipte okursaniz tekrardan eger, kisa bir ozet gecmis oluruz son zamanlardaki hayatima.
Ha bir de...
Hayatimin en mutlu gunleri... geceleri...
Bir is insani bu kadar mutlu eder mi? Ediyor.. Yaptigin iste iyiysen, her gecen gun daha da iyi olmak icin kafa patlatip ve bir o kadar da kimseyi dinlemeden kafanin dikine, bildigini yaparak ilerliyorsan... Ediyor...
Kafamin dikine gitmek yeni birsey degil, bilenler takdir ederlerki.
Damarlarimda dolanan kandaki kafein oranini tahmin etmek olanaksiz artik.
Kendime hala bakmiyorum ama ben...
Eskisi gibi de degilim aslinda.
Buyuyor muyum yoksa?
Yeni seyler ogrenmek, ozellikle kendin hakkinda, harika bir duygu.
Anladim ki ben;
Yapabilecegim bir iste "Sen bunu yapamazsin" denildiginde degil,
Yapamayacagim bir iste "Sen bunu yaparsin!" denildiginde motive oluyorum!
Ben hic bir zaman insanlara ilk seferinde guvenmiyorum ama her seferinde insanlardan bana ilk seferlerinde guvenmelerini istiyorum mesela. Ne kadar bencilce degil mi?
ve ben, her seferinde "Yapamam" dedigimde anliyorum karsimdakinin bana guvendigini...
Cunku sadece "Yaparsin" deniyor...
ve ben, her guvenenden bir parca alip, her guvenene bir parca veriyorum hayatimdan...
Aslinda ben de her insan gibi cok erken kalkip, bundan cok tad alabiliyormusum.
Aslinda ben de her insan gibi basit bir seylerle mutlu olabiliyor musum yeri geldiginde...
...
Oluyor muyum acaba gercekten?
Dusunuyorum aslinda SIK SIK burasini...
"Kesin oluyorum" dersem yalan soylemis olurum.
Hayatimda yasadigim en mutlu, huzurlu gunler derken yalan soylemedim ama gelecekten daha da umitliyim ben.
Bu da bir ilk ya aslinda... Gelecek...
Sanirim eskisinden daha parlak gorunuyor artik gozume.
Birakamadim huylarim da var aslinda hala daha...
Ayaklarim yere her ne kadar bassa da bir gun hayatimda kendi tasarladigim, yaptirdigim ve dosedigim evde yasamak, yaslanmak istiyorum.
Hala daha evden cikarken "Ah surada bir Aston parcasi yatsa..." diyorum.
Hala daha salak salak gok yuzune bakip, tek basima roket yapmayi planliyorum...
ve hala daha, ne olursa olsun, guluyorum!
Evet cok calisiyorum artik ama daha cok anliyorum...
Bana verilen degeri, duyulan guveni, arkamda uzmemem gereken insanlari, kendim icin olmasa da onlar icin biraz daha zorlamam gerektigini... Cunku hepsinin emegi var su anda burada mutlu mutlu yazmamda...
1/21/11
10/21/10
Karaktere ekleme
Degistirmek istediklerine, kendinle basla once derler hep.
Cok sacma bulurum, itiraf etmeliyim.
Degismeyen cok sey var bu hayatta, degistirilmemesi gereken de.
Bir kisinin degisimi bunlara yol veremeyecektir.
Sadece dusuncem budur...
Insan kendini degistirmek icin degismelidir, bir seye hizmet icin degil.
Eminim size de oluyordur. Bir gun uyanip ki daha yataktan kalkmadan "sunu yapmaliyim" diye size ters giden birseye adim atarsiniz. Nedendir acaba?
Hic bilemiyoruz ama benim ruyalarim bana yol veriyor, gunluk ruh halimi belirliyor cogu sabah.
Ben bilmem kim neyi degistirmek istiyor da, ben kendimi degistirmeye muzikle basliyorum.
Her yeni iliskimde bu hassasiyeti gosteremesemde, her kendimi degistirmeye basladigimda listemi temizlemek oluyor ilk isim...
Yazilarima yansiyor cogu zaman bu degisim. Gorenler, bilenler, anlayanlar oluyordur.
Yine bir degisim evresindeyim sanirim. Sanirim diyorum cunku bu sefer istem disi bir muzik degisimiyle karsi karsiyayim. Bilgisayarlarda yillardir hayali kurulan "yapay zeka" olayini daha iyi anliyorum simdi...
Degisim olmasini gerektiren durumlarda ne yaptigimi dusunen bilincalti, senin degisme zamanin geldigini sana soylemeden isleme koymakta!
Film gibi degil mi?
Degismek istiyor muyum su andaki ruh halimden? Evet...
Bir caba gostermek icin cok tembelim ama...
Hep birseyler bekliyorum, "su da olsun", "bu da gelsin", "sunu da yapiveriyim" derken...
Bir bakiyorsun ve aslinda degismissin.
Degisim bir insanin karakterine ekleme olabilir mi?
Sanirim oluyor.
Adapte oluyor en azindan...
Web sitemi guncelledim bunlarin yaninda...
www.ermansinan.net
Muzik'e dikkat cekmek isterim...
Sabah uyandigim, aksam uyudugum bir "canli" bu aralar kendisi...
ve bir de bu var...
Alkollu gecelere katilan konsomatris kivaminda!
Cok sacma bulurum, itiraf etmeliyim.
Degismeyen cok sey var bu hayatta, degistirilmemesi gereken de.
Bir kisinin degisimi bunlara yol veremeyecektir.
Sadece dusuncem budur...
Insan kendini degistirmek icin degismelidir, bir seye hizmet icin degil.
Eminim size de oluyordur. Bir gun uyanip ki daha yataktan kalkmadan "sunu yapmaliyim" diye size ters giden birseye adim atarsiniz. Nedendir acaba?
Hic bilemiyoruz ama benim ruyalarim bana yol veriyor, gunluk ruh halimi belirliyor cogu sabah.
Ben bilmem kim neyi degistirmek istiyor da, ben kendimi degistirmeye muzikle basliyorum.
Her yeni iliskimde bu hassasiyeti gosteremesemde, her kendimi degistirmeye basladigimda listemi temizlemek oluyor ilk isim...
Yazilarima yansiyor cogu zaman bu degisim. Gorenler, bilenler, anlayanlar oluyordur.
Yine bir degisim evresindeyim sanirim. Sanirim diyorum cunku bu sefer istem disi bir muzik degisimiyle karsi karsiyayim. Bilgisayarlarda yillardir hayali kurulan "yapay zeka" olayini daha iyi anliyorum simdi...
Degisim olmasini gerektiren durumlarda ne yaptigimi dusunen bilincalti, senin degisme zamanin geldigini sana soylemeden isleme koymakta!
Film gibi degil mi?
Degismek istiyor muyum su andaki ruh halimden? Evet...
Bir caba gostermek icin cok tembelim ama...
Hep birseyler bekliyorum, "su da olsun", "bu da gelsin", "sunu da yapiveriyim" derken...
Bir bakiyorsun ve aslinda degismissin.
Degisim bir insanin karakterine ekleme olabilir mi?
Sanirim oluyor.
Adapte oluyor en azindan...
Web sitemi guncelledim bunlarin yaninda...
www.ermansinan.net
Muzik'e dikkat cekmek isterim...
Sabah uyandigim, aksam uyudugum bir "canli" bu aralar kendisi...
ve bir de bu var...
Alkollu gecelere katilan konsomatris kivaminda!
9/8/10
Anlarsin....
Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım ...
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.
İnsanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın..
-Cahit Külebi-
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım ...
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.
İnsanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın..
-Cahit Külebi-
7/12/10
Pazartesi ve Sendrom
Benim icin Pazartesi sudur:Yatakta yatip, birsey yapmayacagini bile bile erkenden kalkip, telefona bakip, mutlu olmaktir.
Sendrome, zamanin yavas yavas gecmesi, istenilen saate uzak olmasini dusundugun anda kafana vuracak olan kurektir...
7/1/10
Yeni, yine, yeniden....
Yoruldum
Tasindim...
Herseyi indirdim, koydum once buyuk bir araca...
Bilgisayarim en oncelikli seydi tasidiklarim arasinda...
Zordu tasimasi, icim acirdi birsey olsaydi ona...
Degerinden veya hatirasindan degil... Hani onlarin hicbiri de yok degil de...
Ne bileyim...
Bilen bilir aramdaki bagi onunla olan, zordu iste..
Zar zor tasidim zaten. Dokunmadi bile kimse...
Izin vermek mi? Asla!
Ben goturdum, ben soktum, ben taktim..
Bir de Televizyon...
Yorgana sardim onu, onune yastigimi koydum...
Birsey olmasin diye sadece...
Arkasindan da destek guzelce!
Ustune devirelecek olan tahtalari umursamadan tasidim onu ben..
Cizildi mi? Cizildi..
Ekran mi? Hayir... Sadece arkasi... Cok az o da...
Simdi yeniden basladim ya hani ben herseye..
Okula, ise, yeni eve, yeni hayata, yeni sevgiye...
Hani biraktim ya herseyi baska bir yerde...
Rahatim su anda...
Ayni esyalarla, herseyle.. Yeniden...
Cok andim adi gecenleri o evde...
Babami, abimleri, annemle tasisak bile evi, arada da annemi...
Cok sey biraktim aslinda geride...
Biraz yine benden serpistirdim uzerine biraktiklarimin cok kalmis gibi...
Yanimda olanlardan birsey hissetmesem de Serkan abime bir iki cift lafim olacak:
O kadar sey tasidim, o kadar malzeme indirip o kadar sey kutuladim ben kutulara...
O kadar cok sey birakmissin ki geriye, o kadar zorlandim ki be adam atsana onlari...
Okudugun okuldan kitap var yahu... Kim ne yapsin onu? :)
Yahu sen ki hic beni sasirtmaktan usanmayan babam, yine nasil dusundun de astin o tablolari?
Yine nasil yatirdin beni ters koseye?
Eminim hepsini civilemeden asardin da malzeme kalmamis elinde belli ki..
Serdar abimle anneme tesekkurler dilemekle beraber burda afise etmek isterim ki annemin eski ev tasima hunerleri kalmamis :)
Yok cok onceleri cok guzel yerlestiren kadin, ben kizicam diye bile olsa yapamadi ama yine iyi kotardik herseyi ikimiz... Hadi ben tas kalpli adam, soguk, kati sahsiyet... sen nasil uzuldun kim bilir cikarken oradan...
Tasindim ben, yeni bir hayata adim attim herseyimle..
Odamla, yatagimla, bilgisayarimla, esyalarimla, sevgimle...
...ama....
"En cok aklimin nakliyesiydi tasiyicilari yoran...."
Tasindim...
Herseyi indirdim, koydum once buyuk bir araca...
Bilgisayarim en oncelikli seydi tasidiklarim arasinda...
Zordu tasimasi, icim acirdi birsey olsaydi ona...
Degerinden veya hatirasindan degil... Hani onlarin hicbiri de yok degil de...
Ne bileyim...
Bilen bilir aramdaki bagi onunla olan, zordu iste..
Zar zor tasidim zaten. Dokunmadi bile kimse...
Izin vermek mi? Asla!
Ben goturdum, ben soktum, ben taktim..
Bir de Televizyon...
Yorgana sardim onu, onune yastigimi koydum...
Birsey olmasin diye sadece...
Arkasindan da destek guzelce!
Ustune devirelecek olan tahtalari umursamadan tasidim onu ben..
Cizildi mi? Cizildi..
Ekran mi? Hayir... Sadece arkasi... Cok az o da...
Simdi yeniden basladim ya hani ben herseye..
Okula, ise, yeni eve, yeni hayata, yeni sevgiye...
Hani biraktim ya herseyi baska bir yerde...
Rahatim su anda...
Ayni esyalarla, herseyle.. Yeniden...
Cok andim adi gecenleri o evde...
Babami, abimleri, annemle tasisak bile evi, arada da annemi...
Cok sey biraktim aslinda geride...
Biraz yine benden serpistirdim uzerine biraktiklarimin cok kalmis gibi...
Yanimda olanlardan birsey hissetmesem de Serkan abime bir iki cift lafim olacak:
O kadar sey tasidim, o kadar malzeme indirip o kadar sey kutuladim ben kutulara...
O kadar cok sey birakmissin ki geriye, o kadar zorlandim ki be adam atsana onlari...
Okudugun okuldan kitap var yahu... Kim ne yapsin onu? :)
Yahu sen ki hic beni sasirtmaktan usanmayan babam, yine nasil dusundun de astin o tablolari?
Yine nasil yatirdin beni ters koseye?
Eminim hepsini civilemeden asardin da malzeme kalmamis elinde belli ki..
Serdar abimle anneme tesekkurler dilemekle beraber burda afise etmek isterim ki annemin eski ev tasima hunerleri kalmamis :)
Yok cok onceleri cok guzel yerlestiren kadin, ben kizicam diye bile olsa yapamadi ama yine iyi kotardik herseyi ikimiz... Hadi ben tas kalpli adam, soguk, kati sahsiyet... sen nasil uzuldun kim bilir cikarken oradan...
Tasindim ben, yeni bir hayata adim attim herseyimle..
Odamla, yatagimla, bilgisayarimla, esyalarimla, sevgimle...
...ama....
"En cok aklimin nakliyesiydi tasiyicilari yoran...."
5/8/10
. . .
Söylediklerimden çok sustuklarımda saklıyım..
Ve gizlediklerimde gizliyim..
Beni anlamak için;
Konuştuklarımdan çok
Sustuklarıma kulak verin..
Aklım sukütu sever benim..
Çünkü çok ağır ödeştik biz hayatla..
Ben sonu olmayan çok yollardan geçtim..
Üç Noktalar Koymaz Bana...
Ve gizlediklerimde gizliyim..
Beni anlamak için;
Konuştuklarımdan çok
Sustuklarıma kulak verin..
Aklım sukütu sever benim..
Çünkü çok ağır ödeştik biz hayatla..
Ben sonu olmayan çok yollardan geçtim..
Üç Noktalar Koymaz Bana...
5/3/10
Bad Guy
Biliyorum...
Cok derinde bir yerde icim yaniyor.
Hatta patlamalar oluyor, dumanlari goklere kadar yukseliyor.
Biliyorum...
Icimden birseyler parcalaniyor.
Altust olmus evrenler gibi ses cikariyor
Biliyorum...
Aciyor bir yerler
Oyle aciyor ki bayiliyorum bir yerlerde...
Icimde olanlari biliyorum...
Bir de hissedebilseydim, o zaman cok iyi biri olabilirdim heralde..
Cok derinde bir yerde icim yaniyor.
Hatta patlamalar oluyor, dumanlari goklere kadar yukseliyor.
Biliyorum...
Icimden birseyler parcalaniyor.
Altust olmus evrenler gibi ses cikariyor
Biliyorum...
Aciyor bir yerler
Oyle aciyor ki bayiliyorum bir yerlerde...
Icimde olanlari biliyorum...
Bir de hissedebilseydim, o zaman cok iyi biri olabilirdim heralde..
4/21/10
...
Bir sarki ufledi kulagima.
Izlerini birakti sol tarafimda...
Bir yalnizlik kokladim bugun ben havada.
O kadardi ki beni bile farketmedi...
Bir yazi dokundu gozlerime...
Cekti aldi maviligimi...
Artik...
Benim tadim kalmadi....
Izlerini birakti sol tarafimda...
Bir yalnizlik kokladim bugun ben havada.
O kadardi ki beni bile farketmedi...
Bir yazi dokundu gozlerime...
Cekti aldi maviligimi...
Artik...
Benim tadim kalmadi....
4/15/10
One hand in pocket!
...What it all comes down to my friends
Is that everything's just fine fine fine
I've got one hand in my pocket
And the other one is hailing a taxicab...
2/28/10
Boombastik...
Hani bir de bildiklerini bilmemis gibi yapmak zorunda kaliyorsun ya.
O zaman soyle arkana yaslaniyorsun koltugunda.
Yuzunde hafif bir tebessum, gogus kafesinde bir tutam aci.
"hihh" diye guluyorsun soyle sadece...
Camdan bakiyorsun...
Ne hatirliyorsun o telefonu, ne hatirlamiyorsun...
Gerisi kocamaaaan bir yalan...
Bazen hersey icin...
Bazen sevgin icin...
Bazen kendin icin...
Aklindan suphe edenler olsa bile...
Dusuncelerini mantiksiz bulanlar olsa bile...
Soylediginde yalanlayacak olsalar bile...
Hani bir de bildiklerini bilmemis gibi yapmak zorunda kaliyorsun ya...
Rumi'nin kendisini getirsem ne olur ki?
Takili kalan plak...
Takintilar.
Takili kalmalar.
Agirliklar, hafiflikler.
Hepsi bir parcasi olsa da hayatin garip bir sekilde isliyorlar insanlara gore.
Sebebini arastirmak veya bir isleme oturtmak icin cok bilinmeyen var etrafta.
Uymayacagi icin bilinmesi biraz daha zor oluyor bunlari.
Tabi ki tanimadiginiz surece karsidakini.
Ask bir yonde isliyor bu mantikta arkadaslik bir yonde.
Ortasini bulmak bir hastaligin ilaci gibi bunye icin.
Her ilacin yan etkisi oldugunu bilmek, onun olmamasini istemek gayet mantiksiz gelse de, utopik dusunceler insanlarin kendinden kacmasini hatta karsi tarafi kacirtmasi icin bile sebep oluyor.
Son zamanlardaki okudugum, ki guvendigim referanslara gore, kisisel egitim kitaplarinin bir birinin aynisi oldugunu gormek sasirtti aslinda. Demek ki bekledigim 'hayatin sirri'ni bulan insanlarin okuduklarini okuyup, anladiklarini anlayamamak degilmis. Bekledigim onlar gibi gorebilmekmis...
Su anda o kitaplara aslinda icindeki yazilanlara gore "modern din" demeyi tercih ediyorum.
Allah'in gucunu din kitaplarindan alip, kendine vermek ve "eger SEN istersen" demek bundan oteye gidemiyor.
Iste demek ki anladigimla anlatilanlar uyusmuyor bir yerde ki dusunceler ters gelebiliyor.
Ayni mantiksizligin burada da oldugunu dusunmuyor degilim.
Mantiksiz birsey. Cok kabaca ornek verirsenm "eger sen istersen" ornegine;
"Ben Ferrari kullanacagim" diye gezersek ortada, ki ne kadar maddi olsa da, herkesin hedefine ulasilmasi beklenmiyor degil mi? Tabiki beklenmiyor. Matematik ve istatistik denilen olaylar karsina cikar cunku.
Yazarlar cok akilli. Cok...
Vurduklari yerler o yuzden maddiyattan ote maneviyat. "Eger sen istersen" diye baslayip "... mutlu olabilirsin" diyorlar. Demek ki bu sen eger Toyota da kullaniyorsan "mutlusun"...
Mutluluk...
Ne garip kelime gercekten. Herseyden mutlu olabilen var. Oyle gibta ediyorum ki bazen. Cidden...
Mantiksizliginla mutlu olabilmek bir ilim aslinda. Olabilmeli insan boyle. Gercek diyorum. Kitaplarda yazilanlar beni etmese de edenlerin oldugunu bilmek guzel. Sadece bana gore degil.
Melankolikligimin disinda rasyonel bir yapiya sahip, oleni de mantikla karsilayan, gidene de hak vermeye calisan, ama camasirlarin makinada kalmasina sinir yapabilen, hatta aski bile denkleme dokmeye calisip cozmeye calisan bir kisilik olursaniz, sizin de isiniz zor.
"Zorluk mu? Yaparim... " diye kendinizi de avuttabilirseniz, buyrun bakalim size birinci sinif filozof adayi, asi genclik... Ha ben yapamiyorum, ayri bir konu.
Eskinin yukunu tasimak daha da zor aslinda bunlarin arasinda. Simdi bir formul ariyorsunuz sizi rahatlatacak.
Bakip bulamadiginizda afedersiniz kicinizdan bir formul uydurup durum ve vaziyete, onu cozmeye calisiyorsunuz.
"umitlenmek" burada garip bir anlam kazanmiyor mu sizce de?
Kendi uydurabildiginiz imkansiz ve cok bilinmeyenli formulu tek hamle de cozebilek? Ugras vermek buna?
Bakin mantiginiz ne kadar isliyor bilmiyorum ben ama bu kendini kandirmaktan oteye birsey degildir.
Yapmiyor muyum? Yapiyorum, ayri bir konu.
Eskiyen pantolonunuzu nasil atabiliyorsaniz cope, hersey oyle olabilmeli bence hayatta.
Hayatiniz mi eskidi? Aticaksin kenara, gidip yenisine bakicaksin.
Bakis acin mi eskiyor? Aticaksin bir kenara, gidip yeniden bakicaksin olanlara.
Yaklasimlarin eskisi gibi calismiyor mu? At kenara, farkli bir yaklas olaya...
Aslinda buna adapte olmak denilebilinir bir nebze.
Adapte olunacak yer, olunmasi gereken yerle olcusmeli ama zihninizde.
Mantik olmali yine de.
Aglayarak, sizlayarak yaklastigin sonuc vermiyorsa kizarak, bagirarak yaklasacaksin.
Olmuyor mu? Degistir hemen...
Tepki vermemeyi dene mesela...
Ha olmadi mi? Birakmayi dene...
Hala mi basarisizsin? Dondurma almayi dene mesela?
Mutlu edebilir seni... ha tabi sacmalamak gerekiyordu degil mi?
O zaman akillanmayi dene biraz? Olmuyorsa ne yapacaksin mesela?
Her zaman ornekler var hayatta...
Olanini bulacaksin...
Senin yaptiklarin yetmiyorsa, yaptiklarinin haddine deger birsey bulmalisin...
Bulabilenler de var. Hatta elinin altinda olupta onu itenlerin geri donmeleri bile dogru olabiliyor bu durumlarda.
Yapmadim, bilmiyorum... Gozlem sadece...
Hayatin derin sulari var. Gordum bunu ama ben. Yasadim da.
Belirli sure veriyor sana cikman icin o sudan. Hizli ciktiginda vurgun yiyorsun, dibe indiginde onunu goremiyorsun. Gitme hissi herseyden agir basiyor kalma hissinden oldugun yerde.
Ya assagiya, ya yukariya...
Durum bundan ibaret saniyorsun bazen.
Farkli yaklasimlari dusunmeden ikisinin arasinda kalmanin agirligi bastiriyor gogus kafesine.
Daraldikca daraliyorsun.
Durup dusunemezsen eger iki dakika kendinle bas basa, vakit ayiramiyorsan eger suyun sesine hatta rengine, orada olmaktan bile heyecanin da yoksa eger, islandigini bir sayip secim yapmak zorunda oldugunu iki saydiktan sonra isyankar tavirlarla cabaliyorsan, olmaz.
Dusundugunde anlayacaksin ki yalnizsin okyanusta.
Sadece yukarisi ve assagisindan daha cok on, arka, sag, sol ve hatta yerinden kipirdamama gibi seceneginde var. Birak okyanus isini yapsin, kaldirsin seni akintisiyla, indirsin seni isterse basinciyla... Sen birakmalisin ki kendini ona, barismalisin onunla.
Ne demek savasmak onunla? Sen kimsin ki?
Ha diyorsan ki "Eger ben istersem, cikarim suyun uzerine"
Cikarsin cikmasina da beyninde olan odemle hayatini bir pipetin ucundan yedigin proteinle devam etmek zorunda kalirsin.
Birak oysa kendini... Bogulacak misin? Yahu olsun varsin, nedir ki?
Suren senin hayatin suyun altinda. Cikmak istersen de birden cikamiyorsun, dibe de inemiyorsun aksi gibi.
Ikisi de tehlikeli oldugu gibi umursadigin cikamamak, inememek degil oysa....
Modern Monte Cristo Kontu "Ezel" disizindeki gibi olacak biraz ama "Bazen birsey yapmamak en iyisidir"
Modernize olmak bu mudur acaba? Genis dusunmek filan?
Hani swinger'lar filan var. Boyle karisi kocasi bir ciftle sevisiyor filan, filme alip izliyorlar, hey hey hey mutlu oluyorlar, belirli gunlerde filan bulusup tekrarliyor. Bak iki kisiden dort kisiye bile cikariyorlar romantizmi, aski, sevismenin degerini...
Anlamadim hadi onlari da genis dusunmeyi hep batili dusunmek kabul ediyoruz aslinda. gelebildigim kadar batidayim, hala mi sig dusunuyorum bilmiyorum...
Gerci bundan batisi, Kaliforniya var ama cok da degismem sanirim 6 saatlik yolculukta gunesin ters yonune.
Demek ki batiyla alakasi yok bunun.
Ha denilen kitaplari da okudum ben, yok anam yine degismiyor bu genislik.
Ha dersen sen sutten cikmis ak kasik misin? Alakam olmadigini bilen mutlaka biliyordur sutle, kasikla filan...
Ben sadece yuklerimi bir ayakkabi kutusunda saklamiyorum sanirim.
Agirligini o gecmisin sirtimda tasimaktan hoslanmiyorum adeta. Yavasladigimi dusunuyorum bir yere gitmesem bile. Hani olur da gideceksem de engel olur diyorum, korkuyorum onlardan.
Sebesiz bir korku bu. Korkmamam gerektigini, onlarla barismam gerektigini bildigim halde birakiyorum olduklari yere. En azindan deniyorum diyelim, her zaman da basarili olamiyor insan.
Aldatilmanin takilmisligini bir baska aldatmalardan cikarmak ne kadar guc.
Bilmek ustelik kendini, daha bir aci.
Okuyanlar vardir mutalaka Victor Hugo'dan alintiyi... "Kendini bilmek ne korkunc"
Korkunc... Cok hemde...
Onune gecememek onun dusunulemeyen bir sonraki evresidir mutlaka.
En acisi da nedir biliyor musunuz?
Herseyi bir kenara birakip, butun eskilerinizi degistirip, hayatinizi nadasa biraktintan sonra butun bunlarin aksini inandiran kisinin karsiniza cikmasi. Oyle farkli bakmasi hayata, icine cekmesi sizi... Cok farkli hissetmeniz. Gozleriniz acilmis kopek yavrusnun ilk adimlarini atmasi gibi heyecaniniz...
Herseye asi olan tavrinizin yumusamasi, birakmasi kendini...
"ne isim var benim savaslarla boyalarla gozlerimde" demek...
Mutlulugu sindirmeye calisirken...
Herseyin yeniden tekrarlanmasi..
Mutlulugunuzun kursaginizda kalmasi.
Inandiklarinizdan vazgecmeye calistiktan sonra "takinti" olmayan "takinti"larinizin hemen belirip sanki orada yillardan beridir gibi davranilmasi...
Suclamayi yapmadiginiz icin suclanan oldugunuz bir hayatin karsiniza cikmasi...
En acisi da...
En kotusu de...
Her yolun sonunda, her bakis acinizda, ve hatta her hayatinizda yine de sizin olayi "anlamamak"la suclanmaniz...
Tek bakis acisinin sizin binlerce olanina defalarca indirdigi yumruga aldirmadan kalkip yeniden yeniden sizin karsiniza cikmasi...
Ne aci...
Takili kalmalar.
Agirliklar, hafiflikler.
Hepsi bir parcasi olsa da hayatin garip bir sekilde isliyorlar insanlara gore.
Sebebini arastirmak veya bir isleme oturtmak icin cok bilinmeyen var etrafta.
Uymayacagi icin bilinmesi biraz daha zor oluyor bunlari.
Tabi ki tanimadiginiz surece karsidakini.
Ask bir yonde isliyor bu mantikta arkadaslik bir yonde.
Ortasini bulmak bir hastaligin ilaci gibi bunye icin.
Her ilacin yan etkisi oldugunu bilmek, onun olmamasini istemek gayet mantiksiz gelse de, utopik dusunceler insanlarin kendinden kacmasini hatta karsi tarafi kacirtmasi icin bile sebep oluyor.
Son zamanlardaki okudugum, ki guvendigim referanslara gore, kisisel egitim kitaplarinin bir birinin aynisi oldugunu gormek sasirtti aslinda. Demek ki bekledigim 'hayatin sirri'ni bulan insanlarin okuduklarini okuyup, anladiklarini anlayamamak degilmis. Bekledigim onlar gibi gorebilmekmis...
Su anda o kitaplara aslinda icindeki yazilanlara gore "modern din" demeyi tercih ediyorum.
Allah'in gucunu din kitaplarindan alip, kendine vermek ve "eger SEN istersen" demek bundan oteye gidemiyor.
Iste demek ki anladigimla anlatilanlar uyusmuyor bir yerde ki dusunceler ters gelebiliyor.
Ayni mantiksizligin burada da oldugunu dusunmuyor degilim.
Mantiksiz birsey. Cok kabaca ornek verirsenm "eger sen istersen" ornegine;
"Ben Ferrari kullanacagim" diye gezersek ortada, ki ne kadar maddi olsa da, herkesin hedefine ulasilmasi beklenmiyor degil mi? Tabiki beklenmiyor. Matematik ve istatistik denilen olaylar karsina cikar cunku.
Yazarlar cok akilli. Cok...
Vurduklari yerler o yuzden maddiyattan ote maneviyat. "Eger sen istersen" diye baslayip "... mutlu olabilirsin" diyorlar. Demek ki bu sen eger Toyota da kullaniyorsan "mutlusun"...
Mutluluk...
Ne garip kelime gercekten. Herseyden mutlu olabilen var. Oyle gibta ediyorum ki bazen. Cidden...
Mantiksizliginla mutlu olabilmek bir ilim aslinda. Olabilmeli insan boyle. Gercek diyorum. Kitaplarda yazilanlar beni etmese de edenlerin oldugunu bilmek guzel. Sadece bana gore degil.
Melankolikligimin disinda rasyonel bir yapiya sahip, oleni de mantikla karsilayan, gidene de hak vermeye calisan, ama camasirlarin makinada kalmasina sinir yapabilen, hatta aski bile denkleme dokmeye calisip cozmeye calisan bir kisilik olursaniz, sizin de isiniz zor.
"Zorluk mu? Yaparim... " diye kendinizi de avuttabilirseniz, buyrun bakalim size birinci sinif filozof adayi, asi genclik... Ha ben yapamiyorum, ayri bir konu.
Eskinin yukunu tasimak daha da zor aslinda bunlarin arasinda. Simdi bir formul ariyorsunuz sizi rahatlatacak.
Bakip bulamadiginizda afedersiniz kicinizdan bir formul uydurup durum ve vaziyete, onu cozmeye calisiyorsunuz.
"umitlenmek" burada garip bir anlam kazanmiyor mu sizce de?
Kendi uydurabildiginiz imkansiz ve cok bilinmeyenli formulu tek hamle de cozebilek? Ugras vermek buna?
Bakin mantiginiz ne kadar isliyor bilmiyorum ben ama bu kendini kandirmaktan oteye birsey degildir.
Yapmiyor muyum? Yapiyorum, ayri bir konu.
Eskiyen pantolonunuzu nasil atabiliyorsaniz cope, hersey oyle olabilmeli bence hayatta.
Hayatiniz mi eskidi? Aticaksin kenara, gidip yenisine bakicaksin.
Bakis acin mi eskiyor? Aticaksin bir kenara, gidip yeniden bakicaksin olanlara.
Yaklasimlarin eskisi gibi calismiyor mu? At kenara, farkli bir yaklas olaya...
Aslinda buna adapte olmak denilebilinir bir nebze.
Adapte olunacak yer, olunmasi gereken yerle olcusmeli ama zihninizde.
Mantik olmali yine de.
Aglayarak, sizlayarak yaklastigin sonuc vermiyorsa kizarak, bagirarak yaklasacaksin.
Olmuyor mu? Degistir hemen...
Tepki vermemeyi dene mesela...
Ha olmadi mi? Birakmayi dene...
Hala mi basarisizsin? Dondurma almayi dene mesela?
Mutlu edebilir seni... ha tabi sacmalamak gerekiyordu degil mi?
O zaman akillanmayi dene biraz? Olmuyorsa ne yapacaksin mesela?
Her zaman ornekler var hayatta...
Olanini bulacaksin...
Senin yaptiklarin yetmiyorsa, yaptiklarinin haddine deger birsey bulmalisin...
Bulabilenler de var. Hatta elinin altinda olupta onu itenlerin geri donmeleri bile dogru olabiliyor bu durumlarda.
Yapmadim, bilmiyorum... Gozlem sadece...
Hayatin derin sulari var. Gordum bunu ama ben. Yasadim da.
Belirli sure veriyor sana cikman icin o sudan. Hizli ciktiginda vurgun yiyorsun, dibe indiginde onunu goremiyorsun. Gitme hissi herseyden agir basiyor kalma hissinden oldugun yerde.
Ya assagiya, ya yukariya...
Durum bundan ibaret saniyorsun bazen.
Farkli yaklasimlari dusunmeden ikisinin arasinda kalmanin agirligi bastiriyor gogus kafesine.
Daraldikca daraliyorsun.
Durup dusunemezsen eger iki dakika kendinle bas basa, vakit ayiramiyorsan eger suyun sesine hatta rengine, orada olmaktan bile heyecanin da yoksa eger, islandigini bir sayip secim yapmak zorunda oldugunu iki saydiktan sonra isyankar tavirlarla cabaliyorsan, olmaz.
Dusundugunde anlayacaksin ki yalnizsin okyanusta.
Sadece yukarisi ve assagisindan daha cok on, arka, sag, sol ve hatta yerinden kipirdamama gibi seceneginde var. Birak okyanus isini yapsin, kaldirsin seni akintisiyla, indirsin seni isterse basinciyla... Sen birakmalisin ki kendini ona, barismalisin onunla.
Ne demek savasmak onunla? Sen kimsin ki?
Ha diyorsan ki "Eger ben istersem, cikarim suyun uzerine"
Cikarsin cikmasina da beyninde olan odemle hayatini bir pipetin ucundan yedigin proteinle devam etmek zorunda kalirsin.
Birak oysa kendini... Bogulacak misin? Yahu olsun varsin, nedir ki?
Suren senin hayatin suyun altinda. Cikmak istersen de birden cikamiyorsun, dibe de inemiyorsun aksi gibi.
Ikisi de tehlikeli oldugu gibi umursadigin cikamamak, inememek degil oysa....
Modern Monte Cristo Kontu "Ezel" disizindeki gibi olacak biraz ama "Bazen birsey yapmamak en iyisidir"
Modernize olmak bu mudur acaba? Genis dusunmek filan?
Hani swinger'lar filan var. Boyle karisi kocasi bir ciftle sevisiyor filan, filme alip izliyorlar, hey hey hey mutlu oluyorlar, belirli gunlerde filan bulusup tekrarliyor. Bak iki kisiden dort kisiye bile cikariyorlar romantizmi, aski, sevismenin degerini...
Anlamadim hadi onlari da genis dusunmeyi hep batili dusunmek kabul ediyoruz aslinda. gelebildigim kadar batidayim, hala mi sig dusunuyorum bilmiyorum...
Gerci bundan batisi, Kaliforniya var ama cok da degismem sanirim 6 saatlik yolculukta gunesin ters yonune.
Demek ki batiyla alakasi yok bunun.
Ha denilen kitaplari da okudum ben, yok anam yine degismiyor bu genislik.
Ha dersen sen sutten cikmis ak kasik misin? Alakam olmadigini bilen mutlaka biliyordur sutle, kasikla filan...
Ben sadece yuklerimi bir ayakkabi kutusunda saklamiyorum sanirim.
Agirligini o gecmisin sirtimda tasimaktan hoslanmiyorum adeta. Yavasladigimi dusunuyorum bir yere gitmesem bile. Hani olur da gideceksem de engel olur diyorum, korkuyorum onlardan.
Sebesiz bir korku bu. Korkmamam gerektigini, onlarla barismam gerektigini bildigim halde birakiyorum olduklari yere. En azindan deniyorum diyelim, her zaman da basarili olamiyor insan.
Aldatilmanin takilmisligini bir baska aldatmalardan cikarmak ne kadar guc.
Bilmek ustelik kendini, daha bir aci.
Okuyanlar vardir mutalaka Victor Hugo'dan alintiyi... "Kendini bilmek ne korkunc"
Korkunc... Cok hemde...
Onune gecememek onun dusunulemeyen bir sonraki evresidir mutlaka.
En acisi da nedir biliyor musunuz?
Herseyi bir kenara birakip, butun eskilerinizi degistirip, hayatinizi nadasa biraktintan sonra butun bunlarin aksini inandiran kisinin karsiniza cikmasi. Oyle farkli bakmasi hayata, icine cekmesi sizi... Cok farkli hissetmeniz. Gozleriniz acilmis kopek yavrusnun ilk adimlarini atmasi gibi heyecaniniz...
Herseye asi olan tavrinizin yumusamasi, birakmasi kendini...
"ne isim var benim savaslarla boyalarla gozlerimde" demek...
Mutlulugu sindirmeye calisirken...
Herseyin yeniden tekrarlanmasi..
Mutlulugunuzun kursaginizda kalmasi.
Inandiklarinizdan vazgecmeye calistiktan sonra "takinti" olmayan "takinti"larinizin hemen belirip sanki orada yillardan beridir gibi davranilmasi...
Suclamayi yapmadiginiz icin suclanan oldugunuz bir hayatin karsiniza cikmasi...
En acisi da...
En kotusu de...
Her yolun sonunda, her bakis acinizda, ve hatta her hayatinizda yine de sizin olayi "anlamamak"la suclanmaniz...
Tek bakis acisinin sizin binlerce olanina defalarca indirdigi yumruga aldirmadan kalkip yeniden yeniden sizin karsiniza cikmasi...
Ne aci...
2/27/10
Nedense... Sustum...
Dün gece seni sevdiğimi söyleyecektim
Sana ihtiyacım var diyecektim
Nedense sustum
Çünkü sen bundan korkacak kadar özgür
ve
korkup benden kaçacak kadar bencilsin....
Candan Ercetin....
Sana ihtiyacım var diyecektim
Nedense sustum
Çünkü sen bundan korkacak kadar özgür
ve
korkup benden kaçacak kadar bencilsin....
Candan Ercetin....
1/13/10
Hikaye
Celaleddin ile Semsettin'nin arasindaki bagi bilenler bilir. Kimileri der ki cinsel bir baglantidir, kimileri der ki Celaleddin, Semsettin'nin yuzunde gormustur Allahi.
Sayfalarca okumadim yazilananlari. Tasavvuf ile cok hasir nesir degilimdir.
Ama Celaleddin'nin yazdiklari...
Yazdiklarini okuyanlarin bunlari umursamayacagini dusunmekteyim.
Buyuk olmak boyle birsey sanirim.
Aralarindaki "ask" oyle birseyki, soylenenlere gore ikiside birbirinin aynasi olmus. Birbirlerini aydinlatmislar.
Semsettin gormus, gecirmis. Sindirmis bilgiyi. Kitaplardan gormemis cogu seyi.
Celaleddin ise son derece bilgili.
Kavusmuslar ve aydinlatmislar, doldurmuslar bosluklarini.
Bir uyanis hikayesi aslinda bu.
En guzel siirlerini, butun yogunluguyla Semsettin'e yazmis Celaleddin.
Ictenlikten gecilmeyen siirler, yazilar...
Cektigi aciyi dizelerden bile hissettirebilen saheser adeta her biri.
---
Zor zamanda okunulmaz bunlar. Hatirlanmazlar. Hatirlanmak istenmez bu siirler.
Giden gitmistir, hatiralarla kalinmak istemez.
Aslinda onun biraktiklaridir aydinlanmamizi saglayan degil midir?
Unutmak degildir hicbir zaman. Hatirlamaktir en ince detayina kadar.
Gelisini de, yasayisini da, gidisini de...
Semsettin gitmistir, Celaleddin kapanmistir. Kapattiginda yemek yemez, konusmaz.
Eskisi gibi degildir.
Aynasi gitmistir.
Gittigini kabullenmemistir Celaleddin.
Kabullendiginde ve kalktiginda...
Biraktiginda ve gordugunde aslinda Semsettin'i icinde yasattigini..
Nirvana'ya ulasmistir iste o zaman!
Unutmus mudur peki Semsettin'i?
Hayir... Hatta "Yandim" der gidisi icin...
Dogmustur kullerinden tekrardan...
ve o zaman Mevlana olmustur Celaleddin Rumi...
Sayfalarca okumadim yazilananlari. Tasavvuf ile cok hasir nesir degilimdir.
Ama Celaleddin'nin yazdiklari...
Yazdiklarini okuyanlarin bunlari umursamayacagini dusunmekteyim.
Buyuk olmak boyle birsey sanirim.
Aralarindaki "ask" oyle birseyki, soylenenlere gore ikiside birbirinin aynasi olmus. Birbirlerini aydinlatmislar.
Semsettin gormus, gecirmis. Sindirmis bilgiyi. Kitaplardan gormemis cogu seyi.
Celaleddin ise son derece bilgili.
Kavusmuslar ve aydinlatmislar, doldurmuslar bosluklarini.
Bir uyanis hikayesi aslinda bu.
En guzel siirlerini, butun yogunluguyla Semsettin'e yazmis Celaleddin.
Ictenlikten gecilmeyen siirler, yazilar...
Cektigi aciyi dizelerden bile hissettirebilen saheser adeta her biri.
---
Zor zamanda okunulmaz bunlar. Hatirlanmazlar. Hatirlanmak istenmez bu siirler.
Giden gitmistir, hatiralarla kalinmak istemez.
Aslinda onun biraktiklaridir aydinlanmamizi saglayan degil midir?
Unutmak degildir hicbir zaman. Hatirlamaktir en ince detayina kadar.
Gelisini de, yasayisini da, gidisini de...
Semsettin gitmistir, Celaleddin kapanmistir. Kapattiginda yemek yemez, konusmaz.
Eskisi gibi degildir.
Aynasi gitmistir.
Gittigini kabullenmemistir Celaleddin.
Kabullendiginde ve kalktiginda...
Biraktiginda ve gordugunde aslinda Semsettin'i icinde yasattigini..
Nirvana'ya ulasmistir iste o zaman!
Unutmus mudur peki Semsettin'i?
Hayir... Hatta "Yandim" der gidisi icin...
Dogmustur kullerinden tekrardan...
ve o zaman Mevlana olmustur Celaleddin Rumi...
Subscribe to:
Posts (Atom)